15 Eylül 2011 Perşembe

Keşke benim aklıma gelseydi... Tchibo sana bayılıyorum!

 

Eğer güzergahımın üzerinde bir kahve dükkanı varsa o sırada başka şeylerle ilgileniyor bile olsam sanki biri arkadan omuzuma dokunur gibi döner bakarım gelen muhteşem kokunun kaynağına. Çok yerde duyduğum benzer kokulardan en başarıllısı bence Tchibo. Sadece beynimin kahve reseptörlerini uyarmakla kalmıyor, mutlaka mağazaya girip ihtiyacım olduğunun farkında bile olmadığım (bu da klasik alışveriş bahanelerimdendir) renkli, enteresan ve bir o kadar da kaliteli ürünlerine göz atmak durumunda kalıyorum. Bu ayaküstü uğramaların yarısından fazlası da mutlaka alışverişle sonuçlanıyor. Şimdiye kadar kar botundan çatal kaşık takımına, pedometreden usbye hatta iç çamaşırına kadar birbiriyle alakasız birçok ürün aldım Tchibo'dan. Her şey mi kaliteli olur arkadaş yaa. 

Kar botları eskisin de yenisini alayım diye uğraşıyorum, geçen kış bakkala giderken bile onları giydim, tank gibi botlar hala. Sonra kazak var bir tane, onunla aynı zamanda aldığım Mango, Zara kazaklar ya tüylendi, ya dikişleri kaydı. Tchibo kazağım beyaz, ben de sakarım biraz, her giydiğimde üzerime birşey döküldü ban de bastım derinlemesine temizleyici leke çıkarıcılara, bastım sıcak sulara ama kazak hala yumuşacık ve sapasağlam. Elektronik ürünlerinden de hiç şikayetim yok. Mağaza çalışanları da süper tatlı. Tek derdim take out kahvelerin sunumu. 

Aslen kahveci kimliği ile ön plana çıkacaksa lütfen biraz rakiplerinin sunumuna baksın. Yok eğer her hafta konsept değiştiren (ki bence en harika yanı da bu) bir mağazayım, kahvemi de satarım evinde yap istediğin gibi iç diye düşünüyorsa o zaman diyecek birşey bulamıyorum. Ben her halükarda kahvemi de alacağım, ürünleri de daha haftalık konsept mağazada satışa çıkmadan takip edip alışverişimi de yapacağım. Neden? Çünkü Tchibo'ya bayılıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder