7 Ocak 2012 Cumartesi

Evlerin beyaz duvarları...

Evim evim, güzel evim... 

Huzurumun, keyfim in en iyi olduğu yer evim. Üstelik sanırım senelerdir birinden diğerine taşınırken helak olduğum o kadar ev içinde ilk kez bana kendimi bu kadar iyi hisettiren bir yerde yaşıyorum. Dünyanın en harika kocasıyla aynı çatı altında olmamın da etkisi pekala olabilir. Bu kadar övgü bir yana ufak tefek kusurlarını nazarboncuğu gibi gördüğümüz evimizle ilgili tek derdim bembeyaz duvarları. 

Taşınalı aylar oldu, hala duvarları dolduramadık. Üstelik fazla eşya istemediğimiz salon ve yatak odasında boş duvarlar iyiden iyiyr gözüme batmaya başladı. Güzel kanvas tablolar var ama alan oldukça büyük olduğundan göz doldursun diye ya en büyük boy kanvas yada birkaç parça birden sipariş etmem gerekecek, ki kendimi tablo siparişine kaptırırsam bütçeyi darmadağın edebilme kapasitem olduğunun da farkındayım.

Tam aradığım şeyi de buldum aslında, burada ve burada ve daha bir çok yerde denk geldiğim enteresan duvar kağıtları.




Ha gayret diyerek buna benzer çeşitleri buralarda bulmaya çalışmalıyım. Eğer bulamazsam kim bilir belki yeni bir iş fikri olur birilerine...

15 Eylül 2011 Perşembe

Keşke benim aklıma gelseydi... Tchibo sana bayılıyorum!

 

Eğer güzergahımın üzerinde bir kahve dükkanı varsa o sırada başka şeylerle ilgileniyor bile olsam sanki biri arkadan omuzuma dokunur gibi döner bakarım gelen muhteşem kokunun kaynağına. Çok yerde duyduğum benzer kokulardan en başarıllısı bence Tchibo. Sadece beynimin kahve reseptörlerini uyarmakla kalmıyor, mutlaka mağazaya girip ihtiyacım olduğunun farkında bile olmadığım (bu da klasik alışveriş bahanelerimdendir) renkli, enteresan ve bir o kadar da kaliteli ürünlerine göz atmak durumunda kalıyorum. Bu ayaküstü uğramaların yarısından fazlası da mutlaka alışverişle sonuçlanıyor. Şimdiye kadar kar botundan çatal kaşık takımına, pedometreden usbye hatta iç çamaşırına kadar birbiriyle alakasız birçok ürün aldım Tchibo'dan. Her şey mi kaliteli olur arkadaş yaa. 

Kar botları eskisin de yenisini alayım diye uğraşıyorum, geçen kış bakkala giderken bile onları giydim, tank gibi botlar hala. Sonra kazak var bir tane, onunla aynı zamanda aldığım Mango, Zara kazaklar ya tüylendi, ya dikişleri kaydı. Tchibo kazağım beyaz, ben de sakarım biraz, her giydiğimde üzerime birşey döküldü ban de bastım derinlemesine temizleyici leke çıkarıcılara, bastım sıcak sulara ama kazak hala yumuşacık ve sapasağlam. Elektronik ürünlerinden de hiç şikayetim yok. Mağaza çalışanları da süper tatlı. Tek derdim take out kahvelerin sunumu. 

Aslen kahveci kimliği ile ön plana çıkacaksa lütfen biraz rakiplerinin sunumuna baksın. Yok eğer her hafta konsept değiştiren (ki bence en harika yanı da bu) bir mağazayım, kahvemi de satarım evinde yap istediğin gibi iç diye düşünüyorsa o zaman diyecek birşey bulamıyorum. Ben her halükarda kahvemi de alacağım, ürünleri de daha haftalık konsept mağazada satışa çıkmadan takip edip alışverişimi de yapacağım. Neden? Çünkü Tchibo'ya bayılıyorum...

17 Temmuz 2011 Pazar

Yazgan Roseo

Daha önce Ananos Vadisi için en sevdiğim roze şarap demiştim. Erken karar vermişim.
Özel bir tadımda tanıştığım Roseo muhteşem. Yazgan Şarapçılık tarafından üretimine yeni başlanan Roseo piyasadaki rozeler arasında gerçekten en iyisi. Avanos Vadisi'nden farklı olarak Roseo şarap tadı veriyor ama özellikle doğru serinlikte ise asla baymıyor. 

Pembe şarap deyip hepsini bir kefeye koymamak lazım. Roseo piyasadaki blush olarak nitelendirilen şaraplardan daha farklı tekniklerle elde ediliyormuş. Roseo zaten oldukça koyu, kırmızıya yakın bir roze. Blush şaraplar bildiğiniz gibi daha çok somon rengine yakın duruyorlar. 

Henüz alışveriş esnasında karşıma çıkmasığından satın alamadığım için fiyat/performans değerlendirmesi yapamıyorum. Şarap üst düzey olduğu için her ne kadar piyasaya yeni giriş yapıyor olsa da fiyatını düşük tutacaklarını beklemek yanlış olur. Umarım tez zamanda daha yaygın bir satış ağı ile şarapseverlerin karşısına çıkarlar. 

Kaliteli bir şarap içeyim, keyfime bakayım, entellektüel damak zevkimi tatmin edeyim diyorsanız Roseo çok çok iyi bir seçim olur.

21 Haziran 2011 Salı

İglo Ege Çipurası


Ben balık çok severim. Ailemden kalma bir alışkanlıkla haftada en az iki kez yemeye özen gösteririm. Bizim ailede balıktan sorumlu müdür babamdır. Hiç üşenmez, mevsimine göre en iyi balığı bulana kadar tüm tanıdık balıkçıları gezer. Eli de gönlü de boldur babamın. Bazen kendini öyle kaptırır ki 10 kişiye yetecek kadar balıkla döner eve. Temizlenip tuzlandıktan sonra mecbur bir kısmı dipfrize atılır.

Her ne kadar market dolaplarında çeşit çeşit donmuş deniz ürünü görüyor olsak da tazesi, sudan yeni çıkmışı varken dondurucuda balık bekletmek bana hep çok anlamsız gelmiştir. Kendi evimde yapmadığım gibi annemlere gittiğimde de yememeye özen gösteririm.

Sanırım geçen sene bir radyo programında Iglo Türkiye Başkanı Caner Tunaman'ı dinlemiştim. Yaptığı işe o kadar inanıyor ve güveniyor ki benim gibi o sırada radyo dinleyen kaç meraklı varsa eminim hepsi programdan sonra bir iglo ürünü almıştır. Ben o zamandan beri steamfresh sebzelerini dondurucudan eksik etmem. Hem yemeklerin yanına harika bir garnitür oluyor hem de bu süper lezzetli sebzeleri 5 dakika mikrodalgaya atarak pişirmek bana çok pratik geliyor. Başka iglo ürünlerini de denedim ama en başarılısı bence donmuş sebzelerdi.

Birkaç hafta önce ağız tadına ve mutfak becerisine çok güvendiğim bir başka balıksever İzmirli bana iglonun ege çipurasından bahsetti. Zaten tahmin ettiğim pratikliği bir yana tadına da kefil olması kafamda doğrudan "bir kere denemekten ne çıkar" lambalarını yaktı.

Gerçekten tarifte de anlatıldığı gibi sadece 15 dakikada hazır. Balığı poşetiyle birlikte çözdürmeden kaynar suya atıyorsunuz; sızma zeytinyağı, defne yaprağı ve limonlu marine sosu ayrı lezzetli, balığı ayrı güzel bir yemek dakikalar içinde hazır oluyor. Bayılarak yedim, yine olsun yine yerim ama bir daha satın alırmıyım bilmiyorum. 

Hakkında bu kadar güzel şeyler yazdıktan sonra bir daha satın almayacağım diye iddialı bir çıkışta bulunsam çok saçma olacak ama bir porsiyonu 14 TL ye satıldığı sürece gider bir lokantada yerim balığımı. Hatta balığın mevsiminde yanında salatası ve iki duble rakısıyla aşağı yukarı aynı parayı ödeyeceğim yerler de var aklımda. 

Yine de tekrar etmekte yarar var: tadına, kalitesine bayıldım, cüzdanıyla sıkıntısı olmayan herkese de tavsiye ederim.




Robert’s Coffee



Mecidiyeköy şubesine has, bir kerelik bir hatamıdır bilmiyorum o yüzden bir başka şubede bir şans daha vermek isterim Robert's Coffee'ye.

Geçen sabah kahve içemeden çıkmak zorunda kaldım evden. Sonra baktım fazla acele etmişim hemen köşede de kafein tedarik edebileceğim bir yer var, hemen daldım içeriye.

Robert's Coffee'nin ürünlerini tanımadığımdan menüye bir göz atıp tanıdık bir tat olması beklentisiyle Caramello Latte sipariş ettim. Muhteviyatı espresso, karamel şurup, süt ve süt köpüğü, karamel sos olarak belirtilmiş bu kahvenin hazırlanması 15 dakika sürdü. Light süt olmadığı için normal süte mecbur kalmam bire yana kahvemin çok tatlı olmaması için karamel şurubunu ve karamel sosu yarımşar ölçü koymalarını istememe rağmen baldan daha tatlı, ılık, tuhaf birşey geçti elime.

Şubede o sırada 4 çalışan olmasına rağmen işlerin bu kadar yavaş ilerlemesi çok can sıkıcı. Bende bir Starbucks şımarıklığı mı var bilmiyorum ama kendimi geçtim benimle aynı zamanda içeri giren ve sadece çay ve simit sipariş edip masasında beklemeye başlayan adam da ben çıkarken hala siparişlerine ulaşamamıştı. Barista olmak zor iş, müşteri memnuniyetini elde etmek daha da zor. Bir bardak kahveye neredeyse 100gr Nescafe parası verdikten sonra memnun olmak isterdim, bu kez olamadım. Bir daha deneyecek olursam başka bir şubeyi tercih edeceğim.

25 Mayıs 2011 Çarşamba



Bir arkadaşım ekolünden giriyorum olaya...

Avukat bir arkadaşım anneler gününden önce gitmiş indirimden 3 külot 3 atlet almış hediye olarak. Meslek burada önemli, o yüzden belirttim. Kızın kızkardeşi de hemen hemen aynı ürünleri Marks&Spencer'dan almış. Hem daha ucuza hem de daha iyisini. Neyse hediye vakti yaklaşıp kızkardeşler aralarında konuştuklarında karar vermişler ki pahalı ve kötü olan ürün iade edilecek.

İade için mağazaya gittiğinde ürünü değiştirebilirsiniz ancak iade almıyoruz demişler. Sebep olarak da ürünün iç çamaşırı oluşunu göstermişler. Oysa birkaç gün öncesinde orada yapılan paket bile açılmadan götürmüş arkadaşım iade için. Kız orada avukat olduğunu bir şekilde belirtmiş, tüketici haklarına göre kullanılmamış bir ürünü değiştirebileceği gibi iade de edebileceğini söylemiş. Mağaza görevlisi yöneticisini aramış, o da yok olmaz bizim kuralımız bu şekilde demiş, bir türlü çözüme ulaşılamamış.

Benim takıldığım olay madem hijyeni bahane ediyorsun da iade için onay vermiyorsun  eh be kardeşim o zaman niye değişime ok diyorsun? Hadi o kısmı senin paşa gönlün bilir, neden mağazada bir yere veya satın alma işleminden önce müşterine bu kendi kendine koyduğun kuralı bildirmiyorsun?

Sorunlara çözüm bulmayan, bulamamak değil bakın kendi imkanları dahilinde de olsa parayı ödedi nasılsa, müşteri memnuniyeti bundan sonra beni bağlamaz diye düşünerek çözüm arayışına bile girmeyen kafasızlara çok uyuz oluyorum.

20 Mayıs 2011 Cuma


Aslan yattığı yerden belli olur demiş atalarımız

Geçen hafta uzuuuun zamandan sonra sevgilim evimize dönecek diye şu bir türlü gelemeyen bahar temizliğini yaptırmak için kıçımı yırttım. Balkonla birlikte toplamda 90 m2 olan evim kendi kişisel çabalarımla hep temizdi aslında ama gözün görmediği yerler de girince işin içine bel fıtığı ile birlikte dip köşe temizliği düşünmek bile can sıkıcıydı.

Evine yardımcı çağıran tüm tanıdıklara haber saldım. Camların silinip temiz perdelerin takılması, dolap içleri - üstleri, mutfak ve banyo fayansları, balkon yıkanması, küvetin ovulması derken anladım ki gündelik yardımcılar bu işleri bir kerede yapamıyorlar. Ayrıca bu işin piyasası da İstanbul'da ilk kez gidilen evler için 90 TL / yol / yemek olmuş bilmeyenlere duyurulur. Ha tabi birde uygun zamanı denk getirmek gibi bir mucize gerçekleşmesi gerekiyor. Çalışan insan için haftasonu uygun zamandır evine ilk kez gelecek bir yardımcı için. Anahtarı bırakamazsın diğr günlerde kafasına göre gelsin gitsin diye eğer tanımıyorsan. İçine sinmez yapılan işler gözün görmedikçe.

Neyse sonunda temizlik şirketi çağırma aşamasına geldim. Hizmet 7x24 ilk karşıma çıkan site oldu. Eve istediğiniz saatte evin boyutuna göre personel gönderiyorlar ve metrekareye göre fiyat veriyorlar. 

Benim evime biçtikleri fiyat 130 liraydı. Hizmeti almadan 4 gün önce telefonla ulaştım firmaya, hemen hizmet bedelini kredi kartından çekmek istediler. Telefonla konuştuğum hanımefendiye kesap kesim tarimle ilgili sıkıntımı söyledim, hizmet gününe kadar ödeme opsiyonu tanıdılar. Önce cumartesi sabahı iöçin anlaştık, sonradan arayıp günü ve saati değiştirdim hiç sorun olmadı. Bir bay bir bayan personel cuma akşamı 18:00 de geldiler, 24:00 de çıktılar. Çok uykum geldiği için hadi artık yeter dedim de gittiler, yoksa daha kalacaklardı. Dip köşe temizlik yapıldı, 3 senedir oturduğum evim sanırım hiç bu kadar temiz olmamıştı.

Yakın zamanda taşşınmayı düşünüyorum, yeni eve geçer geçmez her ay bu hizmetten her ay bu hizmetten yararlanmaya karar verdim. Çok am açok memnun kaldım. Yardımcı olanların ellerine, fikriyle beni bu zor durumdan kurtaranların akıllarına sağlık.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Kenen Usta - Kallavi sokak Beyoğlu

Ben böyle bir kazık yemedim. 

Aslında yine yemezdim ya, yanımda askerden yeni dönmüş sevgilim olunca mecbur sessiz kaldım.


Menüde yazıyor, Külbastı = 20 TL ayıptır söylemesi.
2 kişiydik, önce 1 porsiyon söyledik hatta garson sordu tek mi bibuçukmu diye, tek dedik. Sonra doymadık ikinciyi istedik. Salata için de aynı şey. Neyse hesap geldi ne görelim herşey duble yazılmış. Biz 1er porsiyon yedik sanarken hesapta herşey duble geldi. 

Sorduk nedir olayınız diye, neymiş iki kişiymişiz onlar da yetmez diye düşündüklerinden duble yapmışlar herşeyi sormadan. Keşke üzerimizde nakit para olsaydı da biz menü fiyatlarına göre cebimize göre hesapladık diyerek kalkıp gitseydik. 

İlk gidişimiz de değildi, 6 ay önce Kenan Usta böyle kazıkçı da değildi... 
Biz bir daha gitmeyeceğiz, yine de siz bilirsiniz.